Mirela trendlerin peşinde koşmaya devam ediyor ve diyor ki ‘Duyan duymayan, duyup da duyurmayan kalmasın!’ 70’ler yine aramızda. Annelerimizin gardroplarını talan edip, o günlere ait ne kadar kıyafet varsa hepsini toplamanın tam zamanı. Hippi, romantizm kokan bu trendi istediğimiz gibi yorumlayabiliriz. Geniş paçalı, yüksek belli jean’imiz ve mantar topuklu ayakkabılarımız ile Brigitte Bardot’un ruhuna bürünüp, 70’leri yeniden sokaklara indirebiliriz.
Manhattan’ının efsane kulüplerinden Studio 54′ün esintisini taşıyan tasarımlar, tüm dişiliği ile İIkbahar/ Yaz 2011 podyumlarından bize göz kırpıyor.
70’lerden ilham alan ve “Savaşma seviş!” diye haykıran tasarımcılardan biri de Marc Jacobs. Giyilebilir moda kavramı ile bu dönemin bohem şıklığını başarılı bir şekilde harmanlayan tasarımcının koleksiyonunu, birçok derginin moda çekiminde görmek mümkün.
Bu dönemin imzası haline gelen bazı parçalar şöyle: yerleri süpüren, desenli uzun elbiseler, takımlar, tünikler, pilili etekler, saçlara dolanan eşarplar ve bize kendimizi Studio 54’ün pistinde dans ediyormuş gibi hissettiren her şey!
70’ler sorarım size, siz hiç yaşlanmaz mısınız?















