#GününSözü

#GününSözü: ‘Ne Zaman Bu Olduk(m)?

Yazar:  | 

[sg_popup id=”4″][/sg_popup]gununsozu tarih istanbul taksim caddesi hayat dergisi

Dün akşam aile buluşmamız vardı. Youtube’a koyduğum Anneler Günü videosunu seyrettirdim evimizin hatunlarına. ‘A ne şeker video olmuş, cüzdan da güzelmiş, yalnız biraz kısa mı video?’ gibi yorumları oldu. Dedim ‘O 6 dakikalık video için ben 6 saat uğraştım montajına!’ Akşam 20:00’de başladım, gece 02:00’de bitti! Bizimkiler şaşkınlıkla suratıma baktılar! Halam ‘Gece 2’ye kadar bilgisayarın başında oturulur mu?, Ne yapıyorsun kendine?’ dedi, annem ‘Gözlerini yormuşsun yine’ diye kızdı. Eve dönerken yol boyunca bunu düşündüm (gerçi araba kullanırken böyle derin düşüncelere dalmak çok da mantıklı değil:) Bize şu an normal gelen hayatlarımız: Mesailerimiz, trafikte kalışlarımız, elimizden düşmeyen telefonlar, bir şey mi kaçırıyorum korkumuz (FOMO), hiç bir yere yetişemiyorum kaygımız… Günlük hayatın stresi diye normalleştirdiğimiz bu hayata bir durun bakın; gerçekten normal mi?

Motivasyonel konuşmaları ile bilinen Jay Shetty’nin Huffington Post’ta yayınlanan videosuna denk geldim bugün. Tesadüfen tam da aklımda dönen bu düşünceye değiniyor (ki aslında tesadüf diye bir şey yoktur bence, hayatımıza çekmek vardır 🙂

hustrise video motivation

Çok etkileyici noktalara değinmiş. Bunca uzman varken, çözüm yok, hedefe kitlediğimiz misiller varken hedefini tutturmuş insan yok. Günde 3 milyar WhatsApp mesajı gönderirken bizler, yalnızlıktan ve depresyondan bitap haldeyiz. Üstelik ürkütücü derecede yüksek bir oranda: 100 kişiden 48’i. Einstein’ın ‘Bir problemin problemi yaratan yöntemle çözülemeyeceği’ sözüne parmak basıyor. Buradan da bugünkü algımızla, onun deyimiyle kirlenmiş ruhlarımızla bunu yapamayacağımıza sözü vardırıyor. Geçmişe dönmeliyiz, yoksa bugün yaptığımız sadece 1 ileri giderken 3 adım geri gittiğimiz. Geçmişin kadim bilgilerine dönüp bakılması gerektiğine dikkat çekiyor. Farkındalık yolunda adım atmayı, sevdiğimiz insanla farklı, yumuşak bir tonda iletişim kurmayı öneriyor.

En önemlisi de ‘Pause’a basmak gerektiğini vurguluyor. İşte burada lafı üstüme alıyorum. Ben bir işkoliğim (Amerika’da terapi grupları olur ya, orada kendimi tanıtıyor gibi hissettim:) Gece uyurken her gece rüyayla gerçeklik arasındaki bir yerlerde salınırken; video montaj kurguluyorum kafamın içinde. Güne başladığımda kahvemle birlikte bilgisayarın başına geçiyorum. Ve tüm gün çalışıyorum. Stil editörümüz ve arkadaşım, Eser bugün bana ‘seni çalışma koltuğundan başka yerde görmedim bugüne kadar’ dedi. Güldük. Sonra bunun gülünecek yanı olmadığını idrak ettim. Durmuyorum, sürekli bir şeyler öğrenme, üretme, kendimi geliştirme, daha ileriye gitme çabasındayım. Ne güzel… Yapıyorum da. Ama ne oluyor; yaparken hayattan çalıyorum. Eşime ayırdığım vakitten, evdeki tatlı kedilerimize göstereceğim şefkatten, görüşmediğim, derdini dinlemediğim arkadaşlarımdan, yeterince kaliteli zaman ayıramadığım ailemden eksiltiyorum.

İşin hüzünlü tarafı da bunun benim için normalleşmiş olması. Gece geç saatlere kadar çalışılır ki… 2’de bilgisayarı kapatmış olabilirim. E, ne var ki bunda? Bu haftasonu bir arkadaşımla kahve içmeye bile çıkmadım. Meşguldüm çünkü, iş dediğin şey asla bitmiyor ve benim kafam ona takılı kalıyor. Hiç bir şey yapmıyorsam bile ya koltukta moda dergisi okuyorum ya da uzandığım yerden instagram, pinterest, youtube arasında dolanıyorum… 10 dakika daha gitti şu anda hayatımda, ben bunu yazarken. Daha çok 10 dakikalar geçecek bugün yine bilgisayarın başında… Sonra da bu oluyor işte:

karikatur

32 de değil üstelik, hiç söylemeyeyim 🙂

İyi haftalar herkese… Ben kendime ‘hayata, çevremdekilere daha fazla vakit ayırmayı ve özen göstermeyi tembih ediyor olacağım. Beklerim 🙂

zelfist-anahtarlı-imza-1-1024x173 zelfist youtube kanali abone ol

Yorum Yazın

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Zelfist > #GününSözü > #GününSözü: ‘Ne Zaman Bu Olduk(m)?