#GününSözü

Kartpostal Hayatlar

Yazar:  | 

Ne zaman dursam, deli gibi koşturduğum anlara gidiyor aklım. Ben nasıl böyle yaşıyorum, kendime ne yapıyorum? Şu anda Dubai’deyim; hayat burada oldukça yavaş… Evet biz tatildeyiz, bize öyle de; burada yaşayan insanlara da öyle. Akşam yemeğinde aramızda sohbeti döndü. Bol paranın rahatlığı mı, kültürün miskinliği mi? Yoksa şehrin genetiği mi?

dubai hayat kartpostal

Dubai’de muhtemelen başka bir şehirde olmadığı kadar yabancı uyruklu insan yaşıyor. Dünyanın dört bir yanından (özellikle İngiltere’den) çok insan gelip buradaki işlerde (expetriate, aka expat olarak) çalışıyor. Burada yaşayan yabancıların çoğu halinden memnun çünkü; burada hayat kolay, evler güzel, mall’lar dolu, plaj beyaz kumlu, işler mesaisiz… Dışarıdan öyle görünüyor diyor olabilirsiniz; lakin ben de burada çalışıp, yaşayanlardandım hayatımın bir evresinde. Oradan biliyorum 🙂 2001’den bugüne; şehrin adım adım büyüyüp, serpilip; mağrur bir genç kızdan, iddialı ve çekici bir kadına evrilişine şahit oldum.

Aslında konu şu: Dubai gibi yavaş tempolu bir yerde sakin bir nefes aldıktan sonra İstanbul gibi hızlı tempolu bir şehre özlem mi öfke mi, tutku mu nefret mi beslediğime karar veremediğim o andan çıktı bu yazı.

İstanbul’u seviyorum sevmesine… En sevdiğim adam, ailem, arkadaşlarımın içinde olduğu bir yeri nasıl sevmem. Ama her nasıl bir insanı severken 10 şeyini çok sever, 1-2 şeyine gıcık olursunuz ya… Sonra da düşününce ‘Aman o kadarcık da olsun, şusu iyi busu iyi’ diye kendinizi telkin eder, o taraflarına takılmamaya çalışırsınız ya. Aslında şehirlerle ilişkimiz de bu şekilde. Onlarsız yaşayamam dediğim insanların varlığı; İstanbul’u sevmemin sebeplerinden ağırlık olarak 10 ise; terazinin diğer tarafı da aslında oldukça ağır ve bazen dengemi bozuyor.

Trafiğin çilesi, sokaklarda insan seli, pis sokaklar, maganda adamlar, kaba insanlar, yollara tükürenler, çıkardıkları gürültü ile bizi deli eden üst komşumuz, saygısız, dünyayı kendi etrafında dönüyor sanan benciller, çalışması güç insanlar, kazanması zor, harcanması kolay paralar, emeğin karşılığını ne kazanç ne de takdir ile alabilmenin güçlüğü, tükenmiş ilişkiler, yıpranmış aşklar, sevilmiyor hisseden kalpler, kendini yetersiz ve değersiz hisseden yürekler… Hepsi bir araya gelince o kadar ağır ki terazi. İnsanı arafta bırakıyor. Spoiler vermek istemem ama Elif Şafak’ın Araf kitabında da Amerika’dan gelen birinin son zamanları İstanbul’da geçer ve en önemli dakikası da Boğaz köprüsünde. Şehrin can damarında… Kitabın ismini ayrı bir manidar buluyorum bu anlamda. Elif Şafak’a selam olsun, kalemine sağlık.  

Yarın gece İstanbul’a dönüyorum. Döndüğüm gibi hafta başlayacak; durup da bir nefes alamadan. Günlük koşturmalar: ev alışverişi, kuryeye git, kuru temizlemeciye gömleğini bırak, aidatı ödedik mi?, email atmam lazımdı, of unuttumlar, arayanlara dönememeler, whatsapptan iletişim kurmalar…

Özledim mi sizce? – yorumsuz 🙂 –

[sg_popup id=”4″][/sg_popup]zelfist-anahtarlı-imza-1-1024x173

Yorum Yazın

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Zelfist > #GününSözü > Kartpostal Hayatlar